|
|
|
IÇINDEKILER Önsöz:
Giris:
I.
KISIM:
1.1492 ve Sonrasi: Düzen'in Ilk Adimlari 2.Yeni Seküler Düzen'in Kurulusu 3.Aydinlanma ve Fransiz Devrimi 5.Eski bir 'Yeni Düzen'in Hikayesi: III. Reich ve Siyonizm II.
KISIM:
8.Israil ya da Mesih'in Ayak Sesleri III.
KISIM:
10.ISKIgate: Bizim de bir P2'miz Var mi? IV.
KISIM:
11.Düzen'in Üçüncü Dünya'daki Savasi 12.Düzen'in Müslümanlarla Savasi V.
KISIM:
|
ya da YENI MASONIK DÜZENDünyanin Besyüz Yillik
Gerçek Tarihi ve Dünya Düzeninin
- ÖNSÖZ-Komplo Teorileri Üzerine
Ancak bazi insanlar bu bakis açisina "komplo teorisi" adi verirler ve komplo teorisinin dünyayi anlamak için son derece kötü ve eksik bir yöntem oldugunu öne sürerler. Onlara göre, sosyal olaylarin arkasinda bazi güç odaklarinin planli eylemlerinin, yani "komplo"larinin var oldugunu düsünmek, bir tür paranoyadir. Aksine, sosyal olaylar, birbirinden çok farkli ve bagimsiz etkenlerin biraraya gelmesiyle olusur ve dolayisiyla bir grup insanin bu olaylari yönlendirmesi asla mümkün olmaz. Komplo teorilerine olan bu alerji, asil olarak 20. yüzyilin önemli bilim felsefecilerinden Karl Popper'in görüslerinden kaynak bulmaktadir. Bu nedenle, Popper'in bu konudaki düsüncelerine deginmek gerekiyor. Karl Popper ve Karl Marx'in SefaletiKarl Popper, 19. yüzyilin modernist bilim anlayisina karsi çikmis ve bu anlayisa karsi son derece tutarli elestiriler getirmisti. Modernist bilimcilerinin en büyük özellikleri ise determinizmi benimsemeleriydi. Determinizm, olaylar arasindaki sebep-sonuç iliskilerini kesin kurallara bagliyor ve "ayni sartlar her zaman ayni sonuçlari verir" kanununu kabul ediyordu.Kimi modernistler, fizik, kimya gibi pozitif bilim dallari için gelistirdikleri bu determinizm kuralini sosyal bilimlere de uygulamaya çalistilar. Bir kimya isleminde reaksiyona giren maddeler bilindiginde, ortaya çikacak sonuç da önceden bilinebiliyordu. Ayni mantik sosyal bilimlere uygulandiginda ise ortaya su sonuç çikti: Bir toplumdaki sosyal sartlar analiz edilirse, sonuçta bir sonraki sosyal gelisme de önceden bilinebilir. Bu modernist sosyal bilim anlayisinin en önemli örnegi ise Marksizm oldu. Karl Marx, sosyal olaylari da determinizm süzgecinden geçirdi ve kendince "tarihin bilimsel yorumu"nu yapti. Marx'in adina "Bilimsel Sosyalizm" denen ideolojisine göre, fizik ya da kimyanin kurallari oldugu gibi tarihin de kurallari vardi. Sözde, bir "dahi" olan Marx bu kurallari kesfetmisti ve bunlara bakarak gelecekte neler olacagini önceden açiklayabiliyordu. Marx, tarihi olaylarin iki büyük aktörünün oldugu sonucuna varmisti: Sermaye sahipleri ve emekçiler. Ona göre, tüm tarih, bu iki sinif arasindaki çatismanin "bilimsel" yasalara uygun bir biçimde gelismesinden ibaretti. Iste Karl Popper, Marxizm'de sekillenmis olan tüm bu modernist düsüncelere karsi çikti. En çok üzerinde durdugu konu ise, "tarihin kurallari" diye bir seyin olamayacagiydi. Ona göre, tarih birbirinden bagimsiz ve bilinçsiz sonsuz sayidaki faktörün birlesmesiyle yürüyordu ve kesinlikle bir kurala ya da istikamete sahip degildi. Hiçbir tarihsel gelisme hiçbir kurala uydurulamaz, dolayisiyla tarih önceden kestirilemezdi. Kisacasi Karl Marx (ya da benzeri modernist ideologlar) ile Karl Popper, birbirine tümüyle zit iki düsünce savunuyorlardi. Birincisine göre, tarihin kurallari ve bir istikameti vardi. Ötekisine göre ise, tarih bir kaostu ve hiç bir sekilde kurali ve istikameti olamazdi. Ancak bu iki zit düsünürün ortak bir özellikleri vardi. Her ikisi de seküler, yani din-disi bir zihin yapisina sahiptiler. Ikisi de hiç bir sekilde ilahi bir yol göstericiye sahip degildiler. Fakat biz böyle düsünemeyiz. Çünkü insanin yegane gerçek yol göstericisi kendi akli degil, Allah'tan ona ulasan bilgi, yani vahiydir. Elimizdeki tek degistirilmemis vahiy de Kuran olduguna göre, tarihin anlami ile ilgili sorulari da Kuran'in yol göstericiligi ile cevaplamamiz gerekir. Kuran'a baktigimizda ise bu konuda çok farkli gerçeklerle karsilasiriz. Öncelikle, tarih, Popper'in iddia ettigi gibi tesadüf yigini bir kaos degildir. Aksine, tüm varliklar belirli bir amaca uygun olarak yaratilmislardir ve ne olursa olsun yaratilis amaçlarina boyun egerler. Hiç bir sey, bosuna, amaçsiz, gelisigüzel degildir; ilahi hedeflere sahiptirler. Var olan her sey O'nun ilmi içindedir ve O'nun belirledigi sekilde davranir. Bir ayet, bu büyük gerçekten söyle söz eder:
Kisacasi, Karl Popper'in tarihin hedefsiz ve kuralsiz oldugu yönündeki düsüncesi temelden yanlistir.Ama elbette Marx'in düsünceleri de temelden yanlistir. Çünkü Marx, tarihin hedefinin ve kurallarinin kendisi tarafindan kesfedildigini sanmis, insan aklinin böyle bir yetenege sahip oldugunu vehmetmisti. Oysa bu bir safsatadir. Çünkü var olan tüm bilgi Allah'a aittir ve O'nun tarafindan yaratilan insan da ancak O'nun diledigi kadar bilgiye ulasabilir. Ayette dendigi gibi insanlar "diledigi kadarinin disinda, O'nun ilminden hiçbirseyi kavrayip-kusatamazlar". (Bakara, 255) Kisaca sunu söyleyebiliriz; tarih belirli bir amaca yönelik ve belirli kurallara bagli olarak islemektedir. Ancak biz bu kurallari ve amaci kendi sinirli bilgimizle çözüp kavrayamayiz. Ünlü bir hikaye vardir. Üç-dört tane kör biraraya gelir ve bir fili inceleyip tanimlamaya çalisirlar. Biri filin hortumunu tutar ve hayvanin uzun bir boruya benzedigini söyler. Öteki filin karnina dokunur ve büyük yayvan bir tepsi tuttugunu iddia eder. Bir digeri hayvanin kuyrugunu yakalamistir ve elindeki canlinin bir tür yilan oldugunu düsünmektedir... Insanoglunun elde edebilecegi bilgi de bu fil hikayesinden pek farkli degildir. Sonsuz bir evrendeki sonsuz bilginin yaninda, insanin son derece sinirli olan akli ve algilari, fili inceleyen körlerin halinden bile daha aciklidir. Dolayisiyla gerçek bilgiye ulasmanin tek yolu, elimizdeki bilgi ve akil kirintilariyla yetinmek degil, bilgi ve aklin yegane kaynagina yönelmektir. Kuran, bu kaynaktan bize ulasan vahiydir ve yegane yol göstericimizdir. Eger tarih hakkindaki gerçekleri ögrenmek istiyorsak, temel referansimiz da yine Kuran olmalidir. Kuran'da "Kötülügü Örgütleyip Düzenleyenler"Tarihin anlami ve kanunlari hakkindaki bu ön bilgiden sonra, bu önsözün asil konusu olan "komplo teorileri"ne girebiliriz.Karl Popper, tarihin bir kaos oldugunu iddia ettiginde, dogal olarak komplo teorilerine de siddetle karsi çikmisti. Çünkü komplo teorileri, bazi güç odaklarinin tarih üzerinde kontrole sahip oldugunu ileri sürmektedir, oysa Popper'e göre tarihin elle tutulup degistirilebilecek hiçbir yani yoktur. Tarih, ona göre kuralsiz bir tesadüfler mozayigidir. Dolayisiyla bir insan ya da insan grubu, önceden belirledigi bir hedef için tarihi degistirmeye kalktiginda, hiç hesaba katmadigi faktörlerle karsi karsiya kalir ve büyük olasilikla basarisiz olur. Popper, komplo teorilerine inanmanin bazi insanlari "ilahlastirmak" anlamina geldigini de öne sürer. Ona göre, bir grup insanin ardarda basarili komplolar gerçeklestirdigini düsünmek, onlarda insan-üstü bir güç vehmetmekten kaynaklanmaktadir Oysa Popper'in bu iddialari da geçersizdir. Çünkü tarih az önce belirttigimiz gibi bir tesadüfler kaosu degil, belirlenmis bir kaderdir. Ve eger bu belirlenmislik içinde bazi insanlara "komplocu" rolü verilmisse, bu insanlarin bu rolü oynamalari son derece dogal olacaktir. Bu tür insanlar oldugunu öne sürmek, onlari "ilahlastirmak" anlamina gelmez. Aksine, komplocularin da gerçekte basit bir figüran olduklari sonucu çikmaktadir. Olaylarin arkasinda bazi komplocularin rol oynadigindan söz ediyoruz, çünkü Kuran bizlere bu yönde bilgiler vermektedir. Bazi ayetlerde, yeryüzündeki kötülüklerin (Allah'a isyan, bozgunculuk, zulüm, kargasa gibi) kendi kendilerine olusmadiklari, aksine bazi "komplocu"lar tarafindan üretildikleri haber verilir. Örnegin Nahl Suresi 45. ayette "kötülügü örgütleyip düzenleyenler"den söz edilir. Fatir Suresi'nin 10. ve 35. ayetlerinde yine "kötülükleri tasarlayip düzenleyenler"den bahsedilir. Bunlarin yanisira, çok sayida ayette, yeryüzünde "hileli-düzenler" kuran komplocularin varligindan haber verilmektedir. Bu ayeterden, yeryüzünde "komplo" kurmayi kendilerine is edinmis insanlarin var oldugunu ögreniyoruz. Kurduklari komplolarin hedefi ise, ilgili ayetlerin çogunda vurgulandigi gibi asil olarak müslümanlardir. Bazi baska ayetlerden anladigimiza göre de, komplocularin kurduklari "hileli-düzen"lerin bir diger amaci, dini ortadan kaldirmak ve yerine inkari yerlestirmek ya da ayakta tutmaktir. Hz. Nuh'un bir duasinda bu açikça belli olur:
Kisacasi, Kuran'in haberlerine göre, yeryüzündeki kötülükler sadece kendiliginden olusmamakta, aksine birileri tarafindan bilinçli bir sekilde üretilmektedirler. Bu kötülüklerin basinda ise, Allah'i inkar ya da O'na isyan gelir. Kuran'da "küfür" adi verilen bu durum, insanlarin Allah'i unutmalari, O'ndan bagimsiz bir hayat kurmaya çalismalari ile ortaya çikar. Kuran'in "küfür" adini verdigi bu durumun Bati kökenli bir diger ifadesi ise "sekülerizm"dir. Seküler olmak, dinin hükümlerine ve dini kistaslara göre düsünmemek ve davranmamak anlamina gelir ki, "küfür" de zaten tam olarak budur. Bugün içinde yasadigimiz dünyanin düzeni ise, tek kelimeyle seküler bir düzendir. 17. yüzyildan itibaren Bati'daki Aydinlanma felsefesi ve onu izleyen seküler ideolojiler dinin toplum hayatindaki rolünü en aza indirmis ve Avrupa'da tam anlamiyla seküler bir düzen kurulmustu. Bu düzen, ya da yaygin adiyla modernite, daha sonra Avrupa'nin yayilmaciligi ile diger medeniyetlere de ihraç edildi. Sonuçta da tarihte hiç olmadigi kadar seküler bir dünya kuruldu. Iste bu kitabin çikis noktasi buradadir. Madem Kuran bizlere sekülerizmin kendi kendine olusmadigini, "komplocu" birileri tarafindan üretildigini haber vermektedir, o halde mevcut seküler dünya düzeni de mutlaka bir takim "komplocu"lar tarafindan üretilmis olmalidir. Bu komplocularin varligina inanmak, düzenledikleri komplolari, ya da büyük komployu arastirmak ise Popper'in iddia ettiginin aksine onlari "ilahlastirmak" anlamina gelmez. Çünkü, basta da belirttigimiz gibi komplocular da gerçekte belirlenmis kader içinde kendilerine düsen rolü yerine getirmektedirler. Bir ayet bu konuyu söyle açiklar:
Ancak burada önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir. Komplocular tüm bu icraatlarini hiçbir zaman itiraf etmezler. Kuran, bu durumu, "kendilerine: 'yeryüzünde fesat çikarmayin' denildiginde: 'Biz sadece islah edicileriz' derler. Bilin ki; gerçekten, asil fesatçilar bunlardir... " (Bakara, 11-12) ayetleriyle haber verir. Buna göre, komplocular, komplo kurarak yeryüzünde bozgunculuk yaptiklarini asla kabul etmemekte, aksine kendilerinin gerçekte iyilik istediklerini ve bu yönde çaba gösterdiklerini iddia etmektedirler. Bu durumda, eger bugün dünyadaki seküler düzen ve onun yansimasi olan bozgunculuklar bir takim komplocular tarafindan olusturulmus ve halen de olusturuluyorsaki öyle olmasi gerektigini Kuran'dan ögreniyoruzbu komplocular, ortada bir komplo olmadigi konusunda son derece israrli davranacaklardir. Çünkü, Amerikali arastirmaci Gary Allen'in None Dare Call It Conspiracy (Kimse Buna Bir Komplo Diyemiyor) adli kitabinin önsözünde dedigi gibi, "bir komplonun ilk tedbiri, herkesi bir komplonun var olmadigi konusunda ikna etmektir". (Garry Allen, None Dare It Conspiracy, New York: 1971, s. 7) Eger gerçekten de günümüzde komplocular varsa, düzenledikleri komplonun ilk tedbirini de iyi bir biçimde almis olduklarini söyleyebiliriz. Çünkü bugün tüm dünyada, Karl Popper'in komplo teorileri hakkindaki düsünceleri neredeyse resmi ideoloji haline dönüsmüs durumda. Entellektüel çevrelerin hepsinde, komplo teorilerine karsi büyük bir alerji var. Sosyal olaylarin ardinda güç odaklari aramanin yanlis oldugu yönündeki paradigma, ezici bir çogunlukla kabul edilmis durumda. Oysa bu önkabul, pek çok konuda gerçeklerin ortaya çikmasina engel olusturmaktadir. Noam Chomsky de, bu konuya deginir ve siyasi konulardaki çogu gerçegin "komplo teorisi yaftasi yapistirilarak kolayca görmezlikten gelinebildigini" söyler. Ünlü yazara göre, "düsünceyi önlemenin ve kurumlari incelemeden korumanin gerekli oldugu zamanlar için bilinen bir reflekstir bu." (Noam Chomsky, Medya Gerçegi, çev. Abdullah Yilmaz, 1.b., Istanbul: Tümzamanlar Yayincilik, Agustos 1993, s. 177.) Biz yine de iki ihtimali birden göz önünde bulunduralim. Eger bugün entellektüel çevrelerde ezici bir komplo teorisi düsmanligi varsa, bunun iki açiklamasi olabilir. Ya, gerçekten komplo teorisi çok hayali, çok gerçekdisidir. Ya da, komplocular insanlari komplo olmadigina inandirmak için komplo teorilerini kötülesmisler ve bu komplo da tutmustur. Bu iki ihtimalin hangisinin dogru oldugunu anlamak içinse, arastirma gerekir. Elinizdeki kitap, bunu yapmaktadir. |