Free Web Hosting by Netfirms
Web Hosting by Netfirms | Free Domain Names by Netfirms

 

Baslangiç

Önsöz:
Komplo Teorileri Üzerine

Giris:
500 Yillik Düzen

I. KISIM: 
DÜZEN'IN GIZLI TARIHI

1.1492 ve Sonrasi: Düzen'in Ilk Adimlari

2.Yeni Seküler Düzen'in Kurulusu

3.Aydinlanma ve Fransiz Devrimi

4.Siyasi Siyonizm Dönemi

5.Eski bir 'Yeni Düzen'in Hikayesi: III. Reich ve Siyonizm

II. KISIM: 
DÜZEN'IN GERÇEK YÖNETICILERI

6.Düzen'in Ardindaki Güçler

7.Amerika'nin Düzeni

Amerika ve Yahudiler

Paul Findley'in Öyküsü

AIPAC; Washington'in Krali

AIPAC'in Gazabina Ugrayanlar

Lobinin Beyaz Saray Dosyasi

Kennedy'nin Israil'le Kavgasi

Kennedy Suikastinde 'Son Hüküm':Baskan'i Mossad Öldürdü!...

Liberty'e Saldiri ve Johnson'in Israil'e Sadakati

Watergate'in Anlatilmamis Hikayesi

Beyaz Saray'in Sonraki Sakinleri: Carter ve Reagan

George Bush'un Yanlislari ve Mossad'in 'Bush Suikasti' Plani

Sistemin Içine Sizmak

B'nai B'rith'in Kirli Tarihi

B'nai B'rith, Masonluk ve Ku Klux Klan...

ADL; Lobinin Toplumsal Denetim Mekanizmasi

ADL; Sekülerizmin Amerika'daki Bekçisi

Amerika'nin Çagdas Püritenleri

Israil Lobisi ve Evanjeliklerin Politik Ittifaki

Armagedon'a Dogru!...

Clinton Yönetimi ya da Amerika'nin Ilk Goyim Olmayan Hükümeti!...

8.Israil ya da Mesih'in Ayak Sesleri

III. KISIM: 
DÜZEN'DE TÜRKIYE

9.Türkiye için Strateji

10.ISKIgate: Bizim de bir P2'miz Var mi?

IV. KISIM: 
DÜZEN'IN HEDEFLERI

11.Düzen'in Üçüncü Dünya'daki Savasi

12.Düzen'in Müslümanlarla Savasi

V. KISIM: 
DÜZEN'IN GELECEGI

13.Mesih Plani'nin Sonu ve 'Ahir Zaman'

Bibliyografya

YENI  DÜNYA DÜZENI 
ya da

YENI MASONIK DÜZEN

 Harun Yahya

Dünyanin Besyüz Yillik Gerçek Tarihi ve Dünya Düzeninin 
Gizli Yöneticileri





Y E D I N C I   B Ö L Ü M :

Amerika'nin Düzeni

    "Amerikan tarihinde ilk kez olarak, artik diasporada yasadigimiz hissine kapilmiyoruz. Çünkü ABD, artik bir goyim (yahudi-olmayan) hükümeti tarafindan yönetilmemektedir; aksine yönetimin her kademesinde, her karar asamasinda yahudilerin büyük rolü vardir. Bu nedenledir ki, yahudi seriatinda 'goyim yönetimi' kavrami ile baglantili olarak yer alan bazi kurallar, ABD için yenibastan gözden geçirilmelidir."

    — Ekim 1994'te Washington DC'deki Adath Yisrael sinagogunda hahambasinin yaptigi konusmadan.

 Körfez Savasi'nin ardindan Baskan Bush, savasi tek basina organize edip kolaylikla kazanmis Amerika'nin lideri olarak, "yeni bir dünya kuruluyor, simdiye kadar tanidigimiz dünyadan farkli bir dünya, bir yeni dünya düzeni" demisti. Çogu insan, bu "Yeni Dünya Düzeni" kavramindan, dünyanin artik Yalta Konferansi sonrasinda kurulan stratejik sistemden ve Soguk Savas'tan kurtuldugu mesajini anladi. 

Bu mesaja göre, artik dünyada tek bir süper güç vardi. Amerika, sosyalizmin temsilcisi olan Sovyetler Birligi ile giristigi uzun savasi kazanmisti. Hem Amerika, hem de onun temsil ettigi ideolojik ve kültürel sistem (buna kapitalizm ya da liberal demokrasi denebilir) galip gelmisti. Dolayisiyla "Yeni Dünya Düzeni" mesajini, dünyanin artik Amerika'nin ve temsil ettigi sistemin egemenligi altina girdigi seklinde de yorumlamak mümkündü. Nitekim kisa bir süre sonra CIA baglantili bir Amerikali "düsünür", Francis Fukuyama, ortaya çikti ve "tarihin sonu"nun geldigini öne sürdü: Ona göre liberal demokrasi ebedi bir zafer kazanmisti ve dünya üzerinde artik hiçbir sistem liberal demokrasiye karsi direnemeyecekti. 

Kisacasi, Yeni Dünya Düzeni, Amerikan hegemonyasi altinda ve Amerikan ideolojisi çevresinde kurulacak bir dünya sistemini ifade ediyordu. Bush'un "yeni bir dünya kuruluyor" derken kastettigi buydu.

Ancak bu noktada, "Amerikan hegemonyasi" kavramini daha bir yakindan incelemek gerekmektedir. Çünkü Amerika da, diger pek çok ülke gibi bir grup elit tarafindan yönetilir ve karar mekanizmalari bu sinirli grubun elindedir. Eger bir "Amerikan hegemonyasi"ndan söz edilecekse, bu kuskusuz sokaktaki Amerikalinin degil, Washington'i yöneten sözkonusu sinirli kadronun hegemonyasi anlamina gelecektir. Yeni Dünya Düzeni slogani altinda dünyayi sekillendirmeye soyunanlar, bu sinirli kadronun beyinleridir.

Peki kimdir bu kadronun beyinleri? Dünyayi sekillendirmeye, hegemonya altina almaya soyunan bu kadronun, bu elit grubun belirgin bir vasfi var midir? Bunlar, "Amerikanizm" adina mi, yoksa bir baska ideoloji ya da kimlik adina mi dünya hegemonyasi kurmaya kalkmaktadirlar? (Önceki bölümlerde inceledigimiz bilgiler, bizlere bu tür bir "komplo teorisi" sorusu sorma hakki vermektedir.)

"Yeni Dünya Düzeni" kavraminin kimin icadi oldugu, bu sorunun cevabini bulma yolunda bir baslangiç olabilir. Amerikan People dergisi, Bush'un agzindan duyulan "Yeni Dünya Düzeni" kavraminin gerçek mimarinin Baskan'in Ulusal Güvenlik Danismani Brent Scowcroft oldugunu yazmisti.1 Peki Scowcroft kimdi?... Bu soruyu Washington kulislerinde sordugunuzda size Scowcroft'u çok iyi tarif eden bir cevap verirlerdi: "Kissinger's yes-man" yani "Kissinger'in evet-efendimcisi." Evet, Brent Scowcroft, son 30 yildir Washington'in en önemli isimlerinden biri olan eski Disisleri Bakani Henry Kissinger'in ögrencisi ve de sag koluydu. Kissinger'in kurdugu think-tank ve lobi sirketi Kissinger Associates'in yönetim kurulunda yer alan Scowcroft, ustasina olan sadakat ve hayranligi ile taninirdi.

Bu durumda "Yeni Dünya Düzeni" kavraminin ardindaki asil beynin Henry Kissinger oldugu söyleyebiliriz. Peki Kissinger kimdi?... Nixon ve Ford yönetimleri sirasinda Ulusal Güvenlik Danismanligi ve Disisleri Bakanligi yapan ve bu dönem boyunca Amerikan dis politikasini adeta tek basina yöneten Kissinger, asrin en önemli politikacilarindan yalnizca biriydi. Bir Alman yahudisiydi ve yahudi olusuna da son derece önem veriyordu. Nitekim Disisleri Bakani oldugu siralarda, Israil'e verdigi çarpici destekle bunu ortaya koymustu. Noam Chomsky, Kissinger'i "Amerikan dis politikasini 'Büyük Israil' hedefine endekslemis kisi" olarak tanimliyor. Kissinger Disisleri'ndeki görevi sona erdikten sonra da Amerikan politikasi üzerindeki etkisini yitirmemis, önemli lobi ve think-tank'lerdeki etkisi, etrafindaki "adamlari"—Scowcroft bunlardan biriydi—ve 1982 yilinda kurdugu Kissinger Associates adli lobi sirketi ile her zaman için belirleyici bir rol oynamisti. Ve en önemlisi, Kissinger her zaman için Israil çizgisinin degismez bir savunucusu olmustu. Amerika'daki yahudi finans çevreleriyle de dikkat çekici bir yakinligi olan kurt politikaci, Amerika'daki ünlü yahudi lobisinin en önemli isimlerinden biriydi.

Kisacasi, "Yeni Dünya Düzeni" kavrami, yahudi lobisinin önde gelen üyelerinden biri tarafindan ortaya atilmis ve dünya gündemine sokulmustu.

Bu kuskusuz tek basina fazla bir sey ifade etmemektedir. Ama yine de bugerçegi, "Yeni Dünya Düzeni"nin ve dünyaya egemen olmaya kalkan gücün gerçek kimligini bulmak için girisilecek detayli bir arastirmanin ilk basamagi olarak sayabiliriz. Bu ilk basamakta karsimiza çikan yahudi faktörü, oldukça anlamli ve yol göstericidir.

Amerika ve Yahudiler

Bu kitabin ilk bölümünde Amerika ile ilgili son derece ilginç bazi bilgiler bulmustuk. Bu bilgiler, Amerika ile yahudiler arasinda son derece farkli bir iliskinin bulundugunu göstermektedir. Kitayi kesfeden Kolomb'un gerçekte bir Kabalaci oldugunu ve yola "yahudiler için iyi bir yer" bulmak amaciyla çiktigini; ABD'nin temellerini hazirlayan Püritenlerin birer "yapay yahudi" olduklarini; ABD'yi kuran liderlerin Yahudilik'le çok yakindan ilgilenen birer Gül-Haç ya da mason olduklarini; zaten masonlugun ülkeye yahudiler tarafindan getirildigini ve ülkenin kültüründe Püriten mirasindan kaynaklanan önemli bir yahudi sempatizanligi oldugunu biliyoruz.

Ancak Amerika'nin bugün nasil bir durumda oldugu bilmek daha da önemlidir. Çünkü "Yeni Dünya Düzeni"nin ilan edildigi su dönemde, Amerika, dünyanin tartismasiz tek büyük gücü olarak diger tüm ülke ve medeniyetlere karsi bir egemenlik kurma hedefindedir. Bu kitap boyunca, Kuran'in Isra Suresi'nde haber verilen "Israilogullari'nin tüm yeryüzünü kapsayan yükselis ve bozgunculugunu" aradigimiza göre, Amerika'nin bu dünya egemenligi hedefinin arkasinda yahudi önde gelenlerinin ne gibi bir rolü oldugunu bulmak zorundayiz.

Bir önceki bölümde, Amerikan politikasinda büyük rol oynayan CFR ve Trilateral Komisyonu gibi örgütlerin yahudi önde gelenlerinin denetimi altinda oldugunu kesfettik. Ancak bu, Amerika'daki yahudi gücünün yalnizca bir parçasidir. Ülke politikasini etki altina alan daha baska yahudi örgütleri de vardir. Bu yahudi örgütleri yalnizca ülke politikasi üzerinde degil, ayrica Amerikan toplumunun düsünce ve yasam tarzi üzerinde de etki sahibidirler. Ayrica Püriten mirasi, günümüzde de pek çok Amerikali'yi "judaizer" (yahudici, yahudi sempatizani) yapmaya devam etmektedir.

Iste simdi yahudilerin Amerika üzerindeki etkilerini bu farkli yönlerden incelemeye baslayabiliriz. Ilk göze çarpan yön, su ünlü "yahudi lobisi"dir.

Türkiye'deki yahudi cemaatinin yayinladigi Salom gazetesi, bir keresinde Amerikali yahudiler ile ilgili bazi önemli rakamsal bilgiler vermisti. Buna göre, tüm dünya yahudilerinin % 60'ini olusturan Amerikan yahudileri, özellikle maddi yönden oldukça güçlüydüler. Amerika'nin en zengin 400 ailesinin % 40'i yahudiydi (bu rakama Rockefeller gibi gizli-yahudilerin dahil olmadigini da unutmamak gerekir). Bu oran, yahudilerin Amerika'daki toplam nüfusun % 2.5'ini olusturduklarini düsününce kuskusuz oldukça çarpiciydi. Bir baska önemli bilgi, yahudilerin oy veren seçmenlerin % 5'ini olusturmalariydi. Bu da Amerikan yahudilerinin politikaya diger Amerikalilar'dan iki kat daha fazla ilgi duyduklarini gösteriyordu.2 (Amerika'da oy vermek zorunlu degildir ve oyverme orani yaklasik % 50'dir. Yahudilerin nüfusun % 2.5'unu olusturduklari halde seçmenlerin % 5'ini olusturmalari, oy verme oranlarinin genel nüfusa göre iki kat daha fazla oldugunu göstermektedir).

Yani Amerikali yahudiler, ülke nüfusunun geneline göre çok daha zengin ve politikayla da çok daha fazla ilgilidirler. Bu ikisi, yani zenginlik ve politikayi etkileme istegi, biraraya geldiginde genellikle ortaya politik güç çikar. Amerika'da da öyle olmustur. Sik sik duyulan "yahudi lobisi" kavrami, bu politik gücün bir sonucudur. Amerikali köse yazari Carl Rowan, bu konuya dikkat çekerek söyle demektedir: "Çok fazla paraya sahip olan çok fazla Amerikan yahudisi var ve bunlar oldukça uzun bir zaman önce politikacilara stratejik bagislarda bulunarak nüfus içindeki sayilarindan çok daha büyük bir güce ulasabileceklerini kesfettiler." 3

    Ancak bu güç hangi boyutlardadir? Eger Batili medyanin büyük isimlerine ya da onun yerli benzerlerine bakarsaniz, "yahudi lobisi"nin, Washington'da etkili olan diger bir çok "lobi"den biri oldugu izlenimine kapilabilirsiniz. Çünkü "yahudi lobisi" kelimesini duydugunuz kadar, "Ermeni lobisi", "Rum lobisi" gibi kelimeler de duyabilirsiniz. Bu durumda konuyu derinlemesine arastirmamis bir insan, Washington'da farkli uluslarin lobileri bulundugu ve yahudi lobisinin de bunlardan herhangi birisi oldugu gibi bir izlenime kapilabilir.
    Oysa gerçek oldukça farklidir. Yahudi lobisinin gücü, Amerika içindeki baska hiçbir sözde "lobi"yle karsilastirilamayacak kadar büyüktür. Washington'da çogu kez "yahudi lobisi" demeye gerek duymazlar; Edward Tivnan'in The Lobby: Jewish Political Power and American Foreign Policy (Lobi: Yahudi Politik Gücü Ve Amerikan Dis Politikasi) adli kitabinin girisinde vurguladigi gibi yalnizca "Lobi" derler. Çünkü "Lobi" dendiginde, bu ürkütücü kelime ile—neden ürkütücü olduguna birazdan deginecegiz—kimin kastedildigini herkes çok iyi anlar.


 Ana Sayfa