Free Web Hosting by Netfirms
Web Hosting by Netfirms | Free Domain Names by Netfirms

 

Baslangiç

Önsöz:
Komplo Teorileri Üzerine

Giris:
500 Yillik Düzen

I. KISIM: 
DÜZEN'IN GIZLI TARIHI

1.1492 ve Sonrasi: Düzen'in Ilk Adimlari

2.Yeni Seküler Düzen'in Kurulusu

3.Aydinlanma ve Fransiz Devrimi

4.Siyasi Siyonizm Dönemi

5.Eski bir 'Yeni Düzen'in Hikayesi: III. Reich ve Siyonizm

Nazizm'in Tapinakçi Kökenleri

Thule Locasindan Nazi Partisine

Karmasik Bir Hikaye; Naziler ve Yahudiler

Siyonizm ve Nazizm'in Ideolojik Akrabaligi

Siyonizm ile Nazizm'in Flört Günleri

Nasyonal Sosyalizm'in Iktidar Yillari ve Siyonistler

Alman Yahudilerine Hitler'e Oy Verme Çagrisi!

Anti-Nazi Boykotun Siyonist Destegiyle Asilmasi

Hitler'in Siyonist Finansörleri

Alman Yahudilerini Göç Ettirmek Için Yapilan Siyonist-Nazi Anlasmasi

Nuremberg Kanunlari ve 'Juden Raus! Auf nach Palastina!'

SS-Siyonist Flörtü

SS'ler Adina Casusluk Yapan Siyonistler ve Siyonistlere Gönderilen SS Silahlari!...

Siyonizmin Seçicilik Politikasi

Yahudilerin Kaçisinin Siyonistlerce Engellenisi

Siyonizm'in Kendi Içindeki Bölünmeler ya da Iyi Polis-Kötü Polis Oyunu

Mussolini'nin Siyonistlerle Iliskileri

Avusturya, Romanya ve Japon Antisemitleriyle Ittifaklar

Polonya Antisemitleri ve Siyonistler

Stern Çetesi'nin Naziler'le Askeri Ittifak Girisimi

Adolf Eichmann'in Öyküsü

Savas Yillari ve Nazi Himayeli Otonom Yahudi Devletleri!...

Soykirim Masali

II. KISIM: 
DÜZEN'IN GERÇEK YÖNETICILERI

6.Düzen'in Ardindaki Güçler

7.Amerika'nin Düzeni

8.Israil ya da Mesih'in Ayak Sesleri

III. KISIM: 
DÜZEN'DE TÜRKIYE

9.Türkiye için Strateji

10.ISKIgate: Bizim de bir P2'miz Var mi?

IV. KISIM: 
DÜZEN'IN HEDEFLERI

11.Düzen'in Üçüncü Dünya'daki Savasi

12.Düzen'in Müslümanlarla Savasi

V. KISIM: 
DÜZEN'IN GELECEGI

13.Mesih Plani'nin Sonu ve 'Ahir Zaman'

Bibliyografya

YENI  DÜNYA DÜZENI 
ya da

YENI MASONIK DÜZEN

 Harun Yahya

Dünyanin Besyüz Yillik Gerçek Tarihi ve Dünya Düzeninin 
Gizli Yöneticileri




B E S I N C I  B Ö L Ü M :

Eski bir 'Yeni Düzen'in Hikayesi;

III. Reich ve Siyonizm

    "... Alman düsüncesine uygun olarak Avrupa'da kurulacak olan Yeni Düzen ile, yahudi ulusal hedefleri arasinda ortak çikarlar olusturulabilir... Yeni Almanya ile Ibrani alemi arasinda bir isbirligi mümkündür..." 

    — Siyonist terör örgütü Stern (LEHI)nin 1941 yilinda Nazi Almanyasi'na yaptigi askeri ittifak teklifinden

George Bush, Körfez Savasi'nin hemen ardindan "Yeni Dünya Düzeni" ile ilgili sözler etmeye baslayinca, siyasi tarih bilgileri Baskan'dan daha iyi olan bazi yorumcular dudak bükmüslerdi. Çünkü Bush, "Yeni Düzen" kavramini ilk kez kendisinin kullandigini saniyordu, ama yaniliyordu. Ilk önce Avrupa'ya sonra da tüm dünyaya bir "Yeni Düzen" getirme iddiasi, Baskan Bush'tan yarim asir önce Adolf Hitler tarafindan ortaya atilmisti. Nazi lideri, Aryan irkinin hegemonyasi altinda kurulacak ve irk ilkesini temel kabul eden hiyerarsik bir dünya hayal etmis ve adina da "Yeni Düzen" demisti. Daha önce kurulmus ve yikilmis olan iki Alman Kralligi'ndan hareketle, Nazi Almanyasi'ni "III. Reich", yani Üçüncü Krallik olarak adlandirmisti. III. Reich, sözde bin yil sürecekti ve Avrupa'daki tüm mevcut düzeni yikip yerine sözkonusu "Yeni Düzen"i yerlestirecekti. Alman ordulari, 1939 yilinda sözkonusu "Yeni Düzen"i kurmak için Avrupa'nin dört bir yanini isgal ettiler. 

Ancak aslinda Yeni Düzen ifadesi, III. Reich'dan da önce kullanilmisti. Amerika'nin kuruculari, 2. bölümde inceledigimiz gibi ABD'nin Büyük Mührü'ne Novus Ordo Seclorum, yani Yüzyilin Yeni Düzeni ya da Yeni Seküler Düzen ibaresini eklemislerdi. Sözkonusu Yeni Düzen'in, Avrupa'da dini otoriteye karsi girisilen uzun bir savas sonucunda kuruldugunu biliyoruz. Dini otoriteye karsi yürütülen bu uzun savasi organize eden gizli el ise yine 2. bölümde inceledigimiz gibi yahudi önde gelenleri ve Tapinakçi gelenegi koruyan masonlar arasindaki Ittifak'ti. Özetle, Bati'da kurulan bu ilk "Yeni Düzen", yani Novus Ordo Seclorum, eski düzenden memnun olmayan Ittifak tarafindan kurulmustu, asil amaci Ittifak'in amaçlarina hizmet etmekti ve en büyük özelligi de seküler olusuydu. 

Bu noktada Novus Ordo Seclorum ile Naziler'in Yeni Düzen'i arasinda önemli bir ortak nokta olduguna dikkat etmek gerekir: Naziler'in kurma iddiasinda olduklari Yeni Düzen de seküler bir düzendi. Nasyonal Sosyalizm, büyük ölçüde anti-Katolik bir ideolojiydi ve Alman irkinin Hiristiyanlik öncesindeki pagan (putperest) dönemine ait gelenegini canlandirmak amacindaydi. Nazilerin en önemli ideologu olan Alfred Rosenberg, Hiristiyanligin, Hitler önderliginde kurulan yeni Alman Kralligi (III. Reich) için gerekli olan spritüel enerjiyi saglayamadigini, bu nedenle Alman irkinin antik pagan dinine geri dönülmesini savunmustu. Rosenberg'e göre, Naziler iktidara geldiklerinde Kiliseler'deki Inciller ve haç sembolleri kaldirilmali, yerlerine gamali haçlar, Hitler'in Kavgam adli kitabi ve Alman yenilmezligini temsil eden kiliçlar yerlestirilmeliydi. Hitler Rosenberg'in bu görüslerini benimsedi, ancak toplumdan büyük tepki alacagini düsünerek sözkonusu yeni Alman dini teorisini uygulamaya geçirmedi.1 Ancak Nazi ideolojisi, her zaman için seküler ve din aleyhtari kimligini korudu. 

2. bölümde bir kuraldan söz etmistik; her seküler ideoloji, yahudi önde gelenleri ile masonlar arasindaki Ittifak'in çikarinadir. Çünkü, Ittifak'in egemenligi için en temel sart, seküler bir dünyanin varligidir ve dünyayi bu hedefe götüren her ideoloji de, sonuçta Ittifak'a hizmet eder. Nitekim 2. bölümde kapitalizm ve sosyalizm gibi iki zit ideolojinin de gerçekte Ittifak tarafindan üretildigini ve Ittifak'in çikarlarina yaradigina deginmistik. 

Iste bu noktada önemli bir soru sorabiliriz: Naziler'in Yeni Düzen'i de seküler bir düzen olduguna göre, acaba bu düzen ile Ittifak'in bir iliskisi var miydi? Bir baska deyisle, Naziler'in, yahudi önde gelenleri ile Tapinakçi gelenegi koruyan masonlar arasinda kurulu olan Ittifak'la bir baglantilari var miydi? Ya da Ittifak'a hizmet etmisler miydi? 

Eger resmi tarihe bakarak bu sorulari cevaplandirmaya kalkarsak tüm bu sorularin hepsine kesin bir biçimde olumsuz bir cevap vermemiz gerekir. Çünkü resmi tarihe göre, Naziler, yahudilerin tarih boyunca karsilastiklari en büyük düsmanlardan biri ve ayni zamanda da fanatik birer anti-masondurlar. Oysa daha baska pek çok konuda oldugu gibi resmi tarihin bizlere sundugu bu görüntünün ardinda da daha farkli bir gerçek yatmaktadir. Naziler'in hem masonlukla, hem de yahudi önde gelenleri ile olan iliskileri bilinenden oldukça farklidir. 

Konuya, Nazizmin Tapinakçi kökenini inceleyerek baslayabiliriz.

Nazizm'in Tapinakçi Kökenleri

Kitabin önceki bölümlerinde Kabalacilarin Tapinakçilarla kurduklari tarihi Ittifak'i inceledik. Bu Ittifak'in Tapinakçilarin devami niteligindeki Gül-Haç ve mason örgütlenmeleri araciligiyla sürdügünü biliyoruz. Ancak Tapinakçi gelenegin birbiriyle yakin iliski içindeki bu iki kolunun, yani mason ve Gül-Haç derneklerinin yaninda, baska bazi küçük kollari da kurulmustur. Tapinakçi gelenege—yani yahudi mistisizmine ve yahudilerle stratejik isbirligine—bagli kalan bu küçük kollar, örgütlenme sekli açisindan masonluktan farklilik göstermislerdir. 2. bölümde degindigimiz Bavyera Aydinlanmislari (Illüminati) örgütü, bu tür örgütlerdendir. Illüminati, inceledigimiz gibi sosyalizme ve özellikle de anarsist sosyalizme öncülük etmisti.

19. yüzyilin ikinci yarisinda Tapinakçi gelenegi devam ettiren sözkonusu okült derneklerin sayisi hizla artti. Hemen her ülkede farkli isim ve görüntüler altinda Tapinakçilardan ya da Gül-Haçlar'dan esinlenen gizli dernekler kuruluyordu. Bu derneklerin en önemli özelliklerinden biri ise 2. bölümde degindigimiz gibi ulus-devletlerin kurulusu ve milliyetçi ideolojilerin yayilmasindaki önemli katkilariydi. Alman milliyetçiligi, hatta irkçiligi da sözkonusu okült dernekleri ile oldukça içli-disliydi. Ingiliz tarihçi Michael Howard, The Occult Conspiracy adli kitabinda "pan-Cermenik Alman milliyetçiliginin ruhsal gücünü ve ideolojik kökenini okült derneklerden aldigini ve okült gelenegin 1920'lerde dogan Nasyonal Sosyalizm (Nazi) akimina da büyük bir zemin hazirladigini" yazar.2 Gerçekten de Nazi hareketine kadar uzanan 19. yüzyil Alman milliyetçiligini inceledigimizde, Tapinakçi gelenegi koruyan ve birbiri ardina kurulan farkli gizli derneklerin bir zincir halinde Nazi partisinin çatisini olusturdugunu görüyoruz.

Michael Howard'a göre, tüm Almanca konusan halklarin birlestirilmesi hedefini benimseyen asiri Alman milliyetçiligi, Helene Blavatsky adli Rus asilli bir medyum tarafindan 1875 yilinda kurulan Theosophical Society adli okült derneginden büyük ölçüde etkilenmisti. Peki bu dernegin amaci neydi dersiniz?... Howard söyle açikliyor: "Blavatsky'nin amaci, dogu mistisizmi ve okültizmi ile; masonluk, Gül-Haççilik, Kabala gibi Bati kaynakli okült gelenekleri birlestirmekti." 3

Mason, Gül-Haç ve Kabala baglantisindan da anlasildigi gibi Theosophical Society, Tapinakçi gelenegi koruyan, yani yahudi mistisizmine siki sikiya bagli bir örgüttü. Bu, dernegin ambleminden (solda)  bile anlasiliyordu; amblemin ortasinda kocaman bir Siyon yildizi vardi, ayrica taç ve kuyrugunu isiran yilan gibi M. Tevrat kaynakli yahudi sembolleri de amblemde yer aliyordu. Tüm bunlarin yaninda, bir de ilginç bir sembol daha vardi dernegin ambleminde; sonradan Nazi partisinin sembolü haline gelecek olan gamali haç!

Gamali haçin sözkonusu yahudi sembolleri arasinda ne aradigini sorabiliriz. Frederick Goodman'in, Magic Symbols (Büyü Sembolleri) adli kitabinda bu soruya tatmin edici bir cevap getiren bilgiler yer aliyor. Goodman'in yazdigina göre, oldukça eski bir okült sembol olan gamali haç (swastika), Kabala mistisizmi ile oldukça yakindan ilgilidir. Kabala'nin "Hayat Agaci" olan Sefirot'taki "Keter" isimli Sefirah, swastikanin çikis noktasidir. Buna göre, "swastika (gamali haç) Süleyman'in Mührü (alti köseli Siyon yildizi) ile de yakindan iliskilidir." 4

Kisacasi Theosophical Society, kullandigi sembollerden de anlasildigi gibi içinde hem yahudi mistisizmini hem de Nazilere öncülük eden bir Alman milliyetçiligini barindiriyordu.

Bu, kuskusuz oldukça ilginç bir durumdur.

Theosophical Society'den Naziler'e uzanan zincirin devamini inceledigimizde, daha da ilginç gerçeklerle karsilasiyoruz. Theosophical Society'den kisa bir süre sonra bir baska Alman milliyetçisi okült dernek daha kuruldu: Viril Dernegi. Michael Howard'a göre, Viril derneginin amaci, "Theosophy derneginin ve Kabala'nin mistik sistemini, Illüminati locasinin politik idealleri ile birlestirmekti." 5 Viril Dernegi'nin amblemi ise tek basina gamali haçti.

Alman milliyetçileri tarafindan ayni siralarda kurulan bir diger dernek ise Armanenschafft adli gizli örgüttü. Armanenschafft, Avusturyali bir okült uzmani olan Guido von List tarafindan kurulmustu ve Aryan irkinin üstünlügü teorisini kendine ideoloji olarak benimsemisti. Von List, kurdugu dernegi masonik sistemi örnek alarak, Çirak-Kalfa-Üstad gibi derecelere ayirdi. Armanenschafft'in antik okült gelenegi temsil ettigini söylüyordu. Von List'e göre, Katolik Kilisesi bu gelenegi baski altina almis, ancak bu gelenek Tapinakçilar, Gül-Haçlar, simyacilar ve masonlar tarafindan canli tutulmustu. Simdi de Armanenschafft bu Tapinakçi gelenegi canlandirmaya çalisacakti.6

Guido von List, kendi örgütünün disinda, iki gizli örgüt ile de yakin bir iliski içindeydi. Bu iki örgüt de List'in pan-Cermenik, asiri sagci görüslerini paylasiyorlardi. Örgütlerin adlari ise oldukça ilginçti; Ordo Templi Orientis ve Ordo Novi Templi, yani "Dogu Tapinak Tarikati" ve "Yeni Tapinakçilar Tarikati"!... Adlarindan da anlasildigi gibi bu iki örgüt de açikça Tapinakçi gelenegi izleyen örgütlerdi. Örgütleri ve kurucularini inceledigimizde bunu daha açik bir biçimde görebiliyoruz.

Ordo Templi Orientis (OTO), 1895 ve 1900 yillari arasinda Karl Kellner ve Theodor Reuss adli atesli iki Alman milliyetçisi tarafindan kurulmustu. Kellner ve Reuss'un önemli bir ortak özellikleri ise her ikisinin de yüksek dereceli birer mason olusuydu. Bu iki üstad mason, OTO'yu Memphis and Mizrahim adli bir Ingiliz locasinin obediyansi altinda kurmuslardi. OTO'nun kurulusunda önemli rol oynayan bir üçüncü isim ise çesitli Gül-Haç localarina üye olan Dr. Franz Hartmann'di. Theodor Reuss da Almanya'nin çesitli sehirlerinde Gül-Haç ve mason localari kurmustu. OTO'nun amaçlari arasinda, "tüm masonik ritlere açilan anahtarlarin ve seksüel büyü"nün ilerletilmesi vardi.7 Bu "seksüel büyü", büyük olasilikla Tapinakçilar'in sapkin özelliklerinden biri olan homoseksüelligin yeni bir varyasyonuydu. OTO'nun mason kurucusu Theodor Reuss, 1912 yilinda yazdigi bir kitapta, örgütün ritleri arasinda "karsilikli oral seks"in de yer aldigini açiklamisti. OTO'nun Ingiliz destekçilerinden Aleister Crowley'e göre ise bu "oral seks" ritüelinin kökeni, Illüminati örgütünün kurucusu Adam Weishaupt'un bir "bulusu"ydu ve ondan sonra da çesitli Gül-Haç localarinda uygulanir olmustu.8 Aleister Crowley, bir süre sonra OTO'nun Ingiliz kolunun üstadi oldu ve kendisine "Bafomet" adini takti. Bafomet, 2. bölümde degindigimiz gibi Ortaçag'daki Tapinakçilar'in kendisine tapindiklari bir tür puttu.



Ana Sayfa